27 Şubat 2015 Cuma

Boz Doğan

Boz doğan doğangiller familyasının en küçük doğan türü.

Özellikleri

Bu avcı kuş türü, 24-33 cm uzunluğunda ve 53-69 cm kanat açıklığındadır. Erkekler yaklaşık 165 g. civarındadır ve dişiler tipik olarak 230 g. civarında gelirler. Diğer küçükşahinlere kıyasla, daha güçlü yapıda ve ağırdırlar.

Erkeklerin mavi-gri bir sırtı ve turuncuya çalan alt kısımları vardır. Dişiler ve gençler daha koyu kahverengi ve kahverengi alt tarafları üzerine beyaz beneklidirler. Bundan başka yetişkinlerde zayıf bir göz çizgisi bulunur, yüz hatları şahinlere oranla daha zayıf yapılıdır.
Boyut ve yapı olarak şahinlere daha çok benzeseler de, bazen kaya güvercinleri ya da diğer güvercinlerle karışıtırılırlar. Fırlayışımsı uçuşunun ve sinirli davranışlarının birkaç dakika izlenmesi onun bir güvercine benzemediğini gayet iyi gösterir.

Dağılımları

Bu tür, Kuzey Amerika'nın, Avrupa ve Asya'nın kuzeylerinde bulunur. Şahinlerin, doğanların yakın akrabası olmağı bilinmediği zamanlarda Kuzey Amerika'da "güvercin şahini" olarak isimlendirilmiştir.
Tanımı
Ülkemizde görülebilecek en küçük doğan türüdür. Erkeği ancak bir ökse ardıcı iriliğindedir. (Gündüz yırtıcılarının çoğunda dişi bireyler erkeklerden iridir.) Genel görünüş olarak kerkenezi (Falco tinnunculus) andırır. Uçuşta oldukça tıknaz bir yapı sergiler. Kanatları diğer doğanlara göre kısa ama tipik doğan özelliği olarak sivri uçludur. Erkeğinin üst kısımları ve kuyruk üstü açık mavimsi gridir. El telekleri siyahtır. Kuyruğun ucunda kalın, siyah bir bant bulunur. Alt tarafı açık portakal renginde ve boyuna koyu çizgilidir. Dişilerin üst kısımları kahverengidir. Alt kısımlar boyuna çizgili olup bu çizgiler erkeğinkinden daha kalındır. Kuyruğunda enine bantlar bulunur. Tipik doğan özelliği olan bıyık, bozdoğanlarda oldukça küçük ve belirsizdir. En çok karıştırılabileceği türler kerkenez (Falco tinnunculus), atmaca (Accipiter nisus) ve delice doğan (Falco subbuteo)'dır. Kerkenezden, kızıl renkli olmayan sırtı, kısa kanat ve kuyruğu, daha hızlı ve yere yakın uçuş tarzı ile ayırt edilebilir. Atmacadan ise daha kısa kuyruğu ve sivri kanatlarıyla ayrılır. Delice doğandan ise daha kalın, kısa kanatları ve bıyığının olmamasıyla ayırt edilir. Ayrıca yaz göçmeni olan delice doğan kış aylarında (Kasım, aralık, ocak, şubat) ülkemizde bulunmadığından karıştırılma olasılığı azalır.
Habitatı
Bozdoğan tipik bir açık alan kuşudur. Üreme alanı olan Kuzey Avrupa'da daha çok orman kenarlarındaki açık alanları, bataklık kenarlarını, tarım alanlarını yaşam alanı olarak tercih eder. Kışlama alanlarında (Türkiye'de sadece kış aylarında görülür.) da sulak alan kenarları, tarım alanları, açık araziler gibi potansiyel avı olan küçük ötücü kuşların yoğunlaştığı yerlerde bulunur.Küçük ötücülerin bulunduğu alanların yanında su kenarlarında da görülür.Bozdoğan bazen kendi yuvasını yapmaktansa başka kuşlar tarafından (karga,kuzgun) yapılmış yuvaları kullanır.nadiren ağaç kovuklarını ve sarp kayalıkları da yuva olarak kullandığı gözlenmiştir.
Beslenme
Besininin büyük kısmını küçük ötücü kuşlar oluşturur. Özellikle açık alanlarda tünediği yerden ötücü sürülerini gözler. Uygun bir anda tünediği yerden uçuşa geçer. Yere oldukça yakın uçarak avının kendisini görmesini engeller. Bu şekilde ötücü sürülerine anî bir baskın yapar. Avını yakalama konusunda son derece hırslıdır. Aynı kuşa havada defalarca saldırarak avını yorgun düşürür ve yakalar. Bozdoğan nadiren küçük memelilere ve uçan böceklere saldırır.
Biyolojisi
Bozdoğanlar tüm gündüz yırtıcıları gibi tek eşli (monogam)'dir. Ve yılda sadece bir kez kuluçka yaparlar. Erkek bireyler dişilerden önce üreme alanlarına dönerler,aynı yuvayı kullanmazlar.Açık alanlara yakın yoğun bitki örtüsü olan yerlerde yuva yerleşimini yaparlar.Kumulların olduğu bölgelerde de kumul bitkilerini kullanırlar.Yuvalar normalde 1,5x1.22 inç ebatlarında oval 4-6 adet yumurta içerirler.Dişi yumurtaları iki gün ara ile yuvaya bırakır.Yumurta renkleri kestane,kahve yada mora çalar renkte olduğu gibi bazende beyaz olur.Yumurtlama kuzey bölgelerde haziranda güneyde ise nisan,mayıs aylarında olur.Kuluçka süresi 25-32 gün sürer ve yavrular kafaları hariç tüm ilk tüyleri ile yumurtadan çıkarlar. Yumurtadan çıkan yavrular 25-30 gün süre sonunda uçarlar.Göç öncesi aynı bölgede avlanmayı öğrenene kadar kalırlar.




Popülasyonu
Tüm dünya popülasyonunun 75000 çift civarında olduğu tahmin edilmektedir. Popülasyonunun büyük kısmı Rusya'da (yaklaşık 35000-50000 çift) üremektedir. İskandinav ülkelerinde 8000-18000 çift, İzlanda'da 500-1000 çift, İngiltere'de 550-600 çiftin ürediği tahmin edilmektedir.1950 yıllarda İngiltere de neredeyse yok olmuş,Avrupa'nın diğer bölgelerinde de kayıtları çok azalmıştır.Bozdoğanın üremesini etkileyen tehditlerin başında aşırı otlama,turizm ve yanlış tarım politikaları gelmektedir.



e-posta: hayvanlarindogasi66@hotmail.com







13 Şubat 2015 Cuma

Arı

Arı, zar kanatlılar takımına ait Apoidea familyasını oluşturan tüm böcek türlerine verilen isimdir.
Zar kanatlıların özelliği; içinde enine ve boyuna damarcıklar bulunan ve iki çift saydam zar şeklinde kanatlarının olmasıdır. Arıların vücudu baş, göğüs ve karın olmak üzere üç kısımdan meydana gelir. Vücutları yumuşak yapıdaki yoğun bir kıl örtüsüyle kaplıdır.

Arının morfolojisi ve anatomik yapısı

a: kalça; b: kalça dairesi; c: kalça butu; d: ray; e: 1. ayak bileği; f: 2. ayak bileği; g: 3. ayak bileği; h: 4. ayak bileği; 1: dil; 2: ağız; 3: alt çene; 4: üst çene; 5: üst dudak; 6: alt dudak; 7: çene bezi; 8: arka çene bezi; 9: ağız açıklığı; 10: ağız yutağı; 11: beyin; 12: birleşik göz; 13: göğüs bezi; 14: karın kasları; 15: uçuş süngeri; 16: ön kanat; 17: arka kanat; 18: dolaşım; 19: sırt açma; 20: hava kesesi; 21: orta bağırsak; 22: kalp kapağı; 23: ince bağırsak; 24: koku bezi; 25: karın bezi; 26: kabarcık; 27: arka sırt; 28: iğne; 29: zehir kabarcığı; 30: göğüs kemiği; 31: zehir bezi; 32: küçük bez; 33: seminal vezikül; 34: balmumu bezi; 35: karın siniri; 36: hortum kapakçığı; 37: huni kapakçığı; 38: giriş kapakçığı; 39: bal midesi; 40: kalp ağı; 41: yemek borusu; 42: sinir sistemi; 43: dudakçık; 44: polen fırçası
Baş; Başta gözler, duyargalar ve beslenme organları bulunur. Baş vücudun ikinci kısmı olan göğse ince oynak bir boyunla bağlıdır. Göğüs ve karın segment denilen halkalardan oluşmaktadır.
Arının petek şeklinde bir çift bileşik ve üç adet basit gözü vardır. Basit gözlerin her biri binlerce küçük üniteden oluşmaktadır. Bileşik göz ana arıda 3.000, işçi arıda 4.000 ve erkek arıda 8.000'den fazla basit gözün birleşmesinden meydana gelmiştir.
Başta bir çift duyarga bulunmaktadır. Bunlar koku, tat ve dokunma hissetme duyularını sağlarlar. Duyargalar içerisinde bulunan sinir uçları sayesinde duyularına ek olarak rüzgar hızını ve hava sıcaklığını da algılayabilmektedirler. Arıların duyargaları o kadar hassastır ki 2 km mesafeden balın kokusunu alırlar.
Arıların ağız yapısı; üst dudak, üst çene, alt çene ve alt dudak olmak üzere dört kısımdan meydana gelir. Dil 6–7 mm arasındadır ve arı ırkına göre değişir.
Baş içyapı itibariyle de önemli salgıların yapıldığı kısımdır. İşçi arıların yutak üstü salgı bezleri genç yaşta arı sütü, daha ileriki yaşlarda baldaki sakarozu parçalayan enzimler salgılarlar. Çenede bulunan bezler ana arıda ana arı feremonunu, işçi arılarda ise alarm feremonunu salgılamaktadır.
Göğüs arının hareket merkezidir. Dört adet segmentten meydana gelmiştir, bunların üzerinde üç çift bacak ve iki çift kanat bulunmaktadır. Arının orta bacakları üzerinde polen fırçası denilen sert tüyler bulunur. Bunlar çiçeklerde bulunan polenin göğüsten ve ön bacaklardan arka bacaklara aktarılmasını ve arka bacaklarda bulunan polen sepetine toplanmasını sağlar. Bu polen sepetçikleri polenin kovana taşınması görevini görmektedir. Kanatlar kitinleşmiş damarlarla desteklenmiş çok ince zar şeklindedir. İki çifttir. Uçuşta arka kanatlardaki kanca sayesinde ikisi birlikte çalışır, uçuşu ve uçuşu yönlendirmeyi de sağlarlar. Arının uçuş sırasındaki hızı saatte 50 km.'ye yaklaşır.
Karın (Abdomen), ergin arıda 9 segmentten oluşur ve mide, bağırsak ve üreme organları gibi iç organlarla balmumu bezleri ve iğne bulunur. Segmentlerde bulunan sağlı-sollu bir çift mum salgı bezi (balmumu aynası) işçi arıların balmumu yapma döneminde kalınlaşarak mum salgılama yeteneğini kazanmaktadırlar. Sıvı olarak aynalar üzerine salgılanan mumlar, mum ceplerinde katılaşarak küçük pulcuklar halini alır. Arılar zincirleme birbirine tutunarak özel hareketlerle balmumu sızdırmaktadırlar. Ayaklar yardımıyla ağza götürülen balmumu pulcukları orada yumuşatılarak yoğrulmakta ve böylece petek gözlerinin yapımında kullanılmaktadır. Mum örme dönemini tamamlayan işçi arılarda mum salgı bezleri tahrip olur ve birer sıra hücre tabakasına dönüşür.
0


İşçi arıların 7. abdominal segmentinin (karın halkası) iç yüzeyinde ve sırt plakasının ön kenarına yakın kısmında büyük hücrelerden oluşan koku bezi (nasanof bezi) bulunmaktadır.
İşçi arılar ve ana arıda abdomenin (karın) sonunda iğne bulunmaktadır. İğne, iğne odacığından çıkan ince, sivri uçlu bir savunma organıdır. Bu iğne bir zehir kesesine bağlıdır. İşçi arıların iğnesi geriye çentiklidir; bu yüzden işçi arılar birisini sokmak üzere iğnesini batırdığında geri çekemez. Çentikler testere ağzını andıran çıkıntılar olup bu çıkıntıların sivri uçları iğnenin batış yönünün tersine yöneliktir. Bu nedenledir ki arılar kendi hayatını tehlikede görmediği sürece insanı sokmaz. Arıların sokması savunmalarının en son safhasıdır; önce sesle uyarırlar, daha sonra toplu halde gürültü yaparlar, hâlâ tehlike hissederlerse hızla tehlike gelen yere doğru uçup çarparak korkutmaya çalışırlar; olmadı en son sokarlar. (Arının iğnesi böceklere karşı savunma olduğundan sert kabuktan çıkabilir, insan ve hayvan etinden çıkmaz. İğnesi bağırsaklara bağlı olduğundan iç organları parçalanır ve ölür.)

Arılar Neden Petekleri Altıgen Neden Yapar

talara altıgen olarak döşedikleri ballar sabit bir açı ile konumlanmıştır. İlginç bir şekle sahip olan peteklerden kesit alındığında bir ara duvar ile karşılaşılır.Bal mumundan yapılan bu ara duvar ortak bir zemin özelliği gösterir. Balın akmamasını sağlayan çukurlar ise eğim açısının sabitliği ile ilgilidir.Bal üretiminde ilk aşama bal mumunun üretimidir. Bir çok işçi arının grup halinde kenetlenmesi ile belli sıcaklığı değerine ulaşılır ve salgı başlar. İlk salgı beyazken, salgı ve polenlerle renk sarıya doğru döner. Toplu iğnenin başı kadar minik üretilen bal mumları çok fazla enerji tüketimi ile gerçekleşir. Sonuçta 1kg bal mumu üretmek için yaklaşık 22 kg bal tüketilir.Petek üretimi ise bir sonraki aşamadır. Yamasız görüntü elde edilen petekler bir mühendislik harikasıdır.Bilim adamları ve matematikçiler yaptıkları araştırmalar sonucu en verimli depolama şeklinin altıgene uygun olduğunu ispatlamışlardır. Maksimum kullanımı esas alan bu konumlanmaya çıta kenarlarından başlayan arılar ortada kusursuz altıgenlerle petekleri tamamlarlar. Bu müthiş matematik düzeni diğer geometrik şekiller ile mümkün olmamaktadır. Daire, beşgen ve sekizgen gibi şekillerde muhakkak boşluk kalacaktır. Kare ve üçgende ise, aynı hacmi doldurmak için gereken duvar çevresi daha fazla olacağından en az malzeme ile bir alanı optimum şekilde bölmek için altıgen en ideal olan şekil tipidir.Bunun yanı sıra; her bir altıgenin derinliği 3 santimetre, duvar kalınlığı ise milimetrenin yüzde beşi kadardır. Bu kadar ince iş isteyen bal üretimi arılar için oldukça kolaydır. Binlerce farklı arı hep eşit boyda petekler üretirler. Yavru bakımından petek inşasına, besin bulmadan bal üretimine kadar her işi başarırlar. Bu sebepten dolayı bal ve bal mumu bizler için çok kıymetlidir.
Balmumu, arıların peteklerini yapmak için karın halkalarında (segmentlerde) bulunan balmumu bezlerinden salgıladıkları yumuşak sarı veya daha koyu madde. Genellikle balmumu deyince arının hazırladığı petekteki mum anlaşılır. Bunun yanında sanayide hazırlanan maddeye de balmumu denir.

Üretimi

Arının abdomen denilen karın bölgesini oluşturan segmentlerde sağlı-sollu bir çift mum salgı bezi (balmumu aynası) işçi arıların balmumu yapma döneminde kalınlaşarak mum salgılama yeteneğini kazanmaktadırlar. Sıvı olarak aynalar üzerine salgılanan mumlar, mum ceplerinde katılaşarak küçük pulcuklar halini alır. Arılar zincirleme birbirine tutunarak özel hareketlerle balmumu sızdırırlar. Arı ayakları yardımıyla ağzına götürdüğü balmumu pulcuklarını çiğneyerek yumuşatıp yoğurmakta ve böylece petek gözlerinin yapımında kullanmaktadır. Mum örme dönemini tamamlayan işçi arılarda mum salgı bezleri dejenere olur ve birer sıra hücre tabakasına dönüşür.

Kimyasal Yapısı

Balmumu; molekül ağırlığı yüksek, doymuş veya doymamış bazı asitler, alkol ve ester karışımıdır. Bunlar alkali esterler (%72), serbest yağ asitleri (%14), hidrokarbonlar (%11), serbest alkoller (%1) ve bilinmeyen maddelerdir (%2). Balın yoğunluğu bire yakındır (0,966). Erime noktası 62-65°C derecedir.

Kullanımı

Arıcılıkta eski peteklerden elde edilen balmumu tekrar kullanılabilir. Balmumunu elde etmek için, önce petekler baldan ayrılır. Sonra kaynar suya atılır. Yüzeyde toplanan balmumu alınır. Balmumunun ergime sıcaklığı 62-65 °C'dir. Bu nedenle eritildiğinde su üzerinde toplanır. Balmumu arılar için zararlı olabilecek bazı hastalıklar taşıyabileceğinden Türkiye'deki standartlara göre temel petek yapımında kullanılacak balmumunun 110°C'da 12 saat süreyle sterilize edilmesi gerekmektedir.
Balmumun içine, tebeşir, iç yağı ve kola gibi maddeler katılınca bunların tespiti çok güçtür. Sarı balmumu parke cilalamasında, heykel, bazı boya ve mum yapımında kullanılır. Saflaştırılmış, temizlenmiş beyaz balmumu ise ilaç sanayiinde, kremlerin yapımında kullanılır. Kiliselerde yakılan mumlarda en az %32 oranında balmumu bulunması gerektiğinden mum yapma sanayiinde de ciddi miktarlarda kullanılır.






1 Aralık 2014 Pazartesi

Andromeda-Samanyolu Çarpışması

Andromeda-Samanyolu çarpışması, Yerel Grup bünyesinde bulunan Andromeda ile Dünya'yı da içinde barındıran Samanyolu gökadalarının yaklaşık 4 milyar yıl içerisinde çarpışacaklarının öngörüldüğü galaksi çarpışmasıdır.

Yıldız çarpışmaları

Andromeda yaklaşık 1 trilyon (1012) Samanyolu da yaklaşık 300 milyar (3x1011) yıldızı bünyesinde bulundurmaktadır. Fakat yıldızların aralarındaki mesafe çok büyük olduğundan iki yıldızın çarpışma ihtimali ihmal edilebilir düzeydedir. Örneğin Güneş'e en yakın olan yıldız Proxima Centauri ile Güneş arasındaki uzaklık yaklaşık 3x107 solar çap (4x1013 km ya da 4,2 Iy) kadardır. Eğer Güneş Paris'te bir ping pong topu olsaydı Proxima'nın da değeri Berlin'de bir bezelye tanesi olurdu ve ayrıca galaksinin genişliği Dünya ile Mars arasındaki mesafenin yaklaşık üçte biri yani yaklaşık 12 milyon mil (19 milyon km) olurdu.
Gökadanın merkezinde yıldızlar daha yoğundur (1,6x1011 km) fakat buna rağmen aralarında yaklaşık 3,2 km mesafe bulunan ping pong toplarından farkları yoktur. Bu yüzden iki yıldızın çarpışması pek olası değildir.

Kesinlik

2012 yılına dek bir çarpışma olup olmayacağını söylemenin bir yolu yoktu. Araştırmacılar, Hubble Uzay Teleskobu'yla Andromeda'nın 2002 ile 2010 yılları arasındaki hareketini özenle inceledikten sonra iki galaksinin kesinlikle çarpışacakları sonucuna varmışlardır. Bu ölçümden önce Andromeda'nın Samanyolu'na göre olan dikeyhızı, galaksideki yıldızların spektral hatlarının Doppler etkisi incelenerek ölçülebiliyordu fakat enine hızı direkt olarak ölçülemiyordu. Bu yüzden 120 km/sn ile Samanyolu'na yaklaştığı bilinen Andromeda'nın çarpacağını ya da ıskalayacağını söylemek mümkün değildi. En yakın dolaylı ölçümler enine hızın saniyede 100 km'den az olduğunu göstermekte ve bu da galaksilerin, gerçek halkaları çarpışmasa da, karanlık madde halelerinin çarpışacağını ortaya koymaktaydı.
Uzay Teleskop Bilim Enstitüsü'nden Frank Summers; Case Western Reserve University'den Profesör Chris Mihos ve Harvard Üniversitesi'nden Lars Hernquist'in çalışmalarına dayanarak öngörülen olayın bilgisayar ortamında görüntüsünü oluşturmuştur.
Bu tür çarpışmalar oldukça yaygındır. Örneğin Andromeda'nın geçmişte en azından bir galaksi ve günümüzde de Samanyolu'yla birleşmekte olan Yay Eliptik Cüce Gökadası gibi birkaç cüce galaksi ile etkileştiği düşünülmektedir.

Güneş Sistemi'nin akıbeti

Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi'nden iki bilim insanı, çarpışmanın gerçekleşme vaktinin ve hatta gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin Andromeda'nın enine hızına bağlı olduğunu söylediler.Günümüzdeki hesaplamalara göre bilim insanları, galaksiler birleştiğinde solar sistemin %50 ihtimalle galaksinin çekirdeğine olan uzaklığının üç katı dışarı savrulacağını öngörmüşlerdir. Ayrıca solar sistemin %12 ihtimalle etkileşim gerçekleşirkenki herhangi bir anda yeni galaksinin dışına fırlayacağını tahmin etmişlerdir.
Yaklaşık 1,4 milyar yıl sonra, yani iki galaksi çarpışmadan çok önce, Güneş'in kademeli olarak artan parlaklığından ötürü Dünya üzerinde su kalmayacaktır. Bu da iki galaksi etkileşmeye başladığında Dünya'nın çoktan yaşanamayacak bir yer olacağı anlamına gelmektedir.

e-posta: hayvanlarindogasi66@hotmail.com


Etkileşen Galaksi

Bir gökada kümesinde bulunan gökadalar arasındaki etkileşimler nisbeten sıklık göstermekte olup, evrimlerinde önemli bir rol oynarlar. Etkileşime geçmiş iki gökada çarpışmasa da “gelgit etkileşimleri”nden dolayı hem birtakım eğrilip bükülme deformasyonlarına uğrar, hem de aralarında bir miktar gaz ve toz alışverişi olur. İki gökada arasında çarpışma, birbirlerinin tam üzerine geldikleri ve birleşmelerine imkân tanımayacak ölçüde bir devim niceliğine sahip oldukları zaman meydana gelir. Bu denli etkileşime girmiş gökadalardaki yıldızlar, birbirleriyle çarpışmadan, birbirlerinin arasından geçerler. Bununla birlikte gaz ve tozları etkileşime geçerler. Bu da, yıldızlararası ortamın bozulup ve parçalanıp sıkışmış hale gelmesiyle "yıldız doğumları"nın patlak vermesine neden olur. Gökadaların çarpışması birinde ya da her ikisinde ciddi anlamda, çubuk, halka veya kuyruk benzeri eğilip bükülme bozulmalarına yol açar.
İki gökadanın devim nicelikleri yeterince düşük olduğu takdirde, yani birbirlerinin içinden geçmelerini sağlayacak derecede güçlü olmadığı takdirde, etkileşim birleşmeyle sonuçlanır. Bu durumda iki gökada daha büyük bir gökadayı yaratacak şekilde kaynaşırlar. Bu kaynaşma etkinlikleri yeni gökadada her iki gökadanın orijinal biçimlerine kıyasla farklı bir biçimsel yapıyı meydana getirici değişiklikler yaratabilir. İki gökadadan birinin daha büyük kütleye sahip olması halinde, biri diğeri tarafından, deyim yerindeyse, “yutulmuş” olur. Buna "galaktik kanibalizm" adı verilir. Bu tür denk olmayan kaynaşmalarda küçük gökada yırtılır veya tamamen parçalanırken büyük gökada pek fazla bozulmaya uğramaz. İşte gökadamız Samanyolu halihazırda Sagittarius (Yay Takımyıldızı) cüce eliptik gökadasını ve Canis Major (Büyük Köpek Takımyıldızı) cüce gökadasını yutmak üzere "galaktik kanibalizm" sürecinde bulunmaktadır.

Dikkate değer etkileşen gökadalar

Adı
Uzaklık
(milyon 
Iy)
Notlar
Girdap Gökadası (M51)
SAc (SB0-a)
37
+8.4
Birincil olarak uydu ile etkileşim
NGC 2207 ve IC 2163
SAc/SAbc
114
+11
Çarpışmada birinci evre
Fare Gökadaları (IC 819/20)
S0/SB(s)ab
300
+13.5
Çarpışmada ikinci evre
NGC 1097
SB(s)bc (E6)
45
+9.5
Birincil olarak uydu ile etkileşim
Antenler Gökadası (NGC 4038/9)
SAc/SBm
45
+10.3
Çarpışmada üçüncü evre
NGC 520
S
100
+11.3
Çarpışmada üçüncü evre

Samanyolu ile Andromeda'nın gelecekteki çarpışması

Gökbilimciler, bizim gökadamız Samanyolu ile Andromeda gökadasının yaklaşık olarak 2 milyar yıl sonra çarpışacaklarını tahmin etmektedirler. İki sarmal gökadanın birleşerek büyük bir eliptik gökada oluşturacakları tahmin edilmektedir.

Ayrıca bakınız



Armadillo

Armadillo ya da yaygın adıyla tatu, ana yurdu Güney Amerika olan plasental memelidir.
Ortalama 75 cm. uzunluğundadır. Armadilloların vücudu bir tür zırhla korunur (ismini de İspanyolcada zırhcık anlamına gelen kelimeden alır), bu özelliğiyle tesbih böceğine benzerler. Temel yiyeceği böceklerdir. Yiyecek bulmak için toprağı kazarlar, koku alma duyuları çok geliştiğinden böcekleri bulabilirler. Toprağı kazarken çok hızlı davranır ve bu süre içinde burunları toprak ile temas hâlinde olduğundan nefesini tutarlar.
Armadilloda yumurtalıklarda yalnız bir tane yumurta oluşmasına rağmen üreme olayları sonucunda dört tane yavru meydana gelir. Armadilloların bir defada 4 yavruları olur. Bu olay bir annenin her defasında tek yumurta dördüzleri doğurmasına benzer ve 4 yavrunun da cinsiyetleri aynıdır. Ayrıca yapay besiyerlerinde üretilemeyen cüzzam etkeninin (M. leprae) üretilmesinde kullanılır.


Güncel medyada

Armadillo, Brezilya'da yapılacak olan 2014 Dünya Kupasının maskotu olarak belirlenmiştir. Armadillo'nun maskot olarak çizimine ise "Fuleco" adı verilmiştir.

Sınıflandırma

Takım CINGULATA
  • FamilyaPampatheriidae
    • Cins Machlydotherium
    • Cins Kraglievichia
    • Cins Vassallia
    • Cins Plaina
    • Cins Scirrotherium
    • Cins Pampatherium
    • Cins Holmesina
  • Familya Glyptodontidae
    • Cins Doedicurus
    • Cins Glyptodon
    • Cins Glyptotherium
    • Cins Hoplophorus
    • Cins Panochthus
    • Cins Parapropalaehoplophorus
    • Cins Plaxhaplous
  • Incertae sedis: Pachyarmatherium
  • Familya Dasypodidae: tatugiller
    • Alt familya Dasypodinae
      • Cins Dasypus
        • Dokuzkemerli Tatu, Dasypus novemcinctus
        • Yedikemerli Tatu, Dasypus septemcinctus
        • Güney Uzunburun Tatusu, Dasypus hybridus
        • Llanos Uzunburun Tatusu, Dasypus sabanicola
        • Büyük Uzunburun Tatu, Dasypus kappleri
        • Tüylü Uzunburun Tatu, Dasypus pilosus
        • Yepes Tatusu, Dasypus yepesi
        • Şirin tatu, Dasypus bellus
    • Alt familya Euphractinae
      • Cins Calyptophractus
        • Dev Peri Tatu, Calyptophractus retusus
      • Cins Chaetophractus
        • Cırlak Peri Tatu, Chaetophractus vellerosus
        • Büyük Peri Tatu, Chaetophractus villosus
        • And Peri Tatusu, Chaetophractus nationi
      • Cins Peltephilus
        • Boynuzlu Tatu, Peltephilus ferox
      • Cins Chlamyphorus,
        • Pembe Peri Tatu, Chlamyphorus truncatus
      • Cins Euphractus
        • Altıkemerli Tatu, Euphractus sexcinctus
      • Cins Zaedyus
        • Piçi, Zaedyus pichiy
    • Alt familya Tolypeutinae
      • Cins Cabassous
        • Kuzey Tüysüzkuyruklu Tatusu, Cabassous centralis
        • Chaco Tüysüzkuyruklu Tatusu, Cabassous chacoensis
        • Güney Tüysüzkuyruklu Tatusu, Cabassous unicinctus
        • Büyük Tüysüzkuyruklu Tatu, Cabassous tatouay
      • Cins Priodontes
        • Dev Tatu, Priodontes maximus
      • Cins Tolypeutes
        • Güney Üçkemerli Tatusu, Tolypeutes matacus
        • Brezilya Üçkemerli Tatusu, Tolypeutes tricinctus

Çekirge

Çekirge, düz kanatlılar (Orthoptera) takımından Caelifera alt takımının sıçrayıcı üyelerine verilen genel ad.
Anadolu'da çekirgeler türlerine göre, 4-5 cm arasında değişen büyüklüklerde yaşamaktadır. Bilinen en küçük çekirge türü 2 cm olup şimdiye kadar tespit edilen en büyük çekirgelerin boyları 20 cm kadar olup, özellikle göçmen çekirge türlerinin diğerlerine göre 5 - 10 cm daha büyüktür. .
Çekirgeler, özellikle sıcak çöllere yakın yerlerde (Akdeniz çevresindeki bölgeler, Kuzey Amerika ve Arjantin'in orta kesimi, Asya ve Afrika çöllerine yakın bölgeler) tarıma büyük zarar verir. Türkiye'de çekirgeden zarar gören kesimler Güney Anadolu ve Trakya'dır. Çekirgeler zengin bitki örtülü ülkelere yaptıkları dehşet verici göçlerleünlüdür. Kümeler halinde bırakılan yumurtalardan ilk yağmurlardan hemen sonra çıkan kanatsız çekirge yavruları büyük topluluklar halinde bitkilere saldırır. Yavrular erginleşip kanatlanınca göçün hızı daha da artar: karabulut gibi göç eden çekirge sürüsü indiği yerdeki bitkileri kısa sürede yer ve bitirir. Sıcak mevsimin sonunda dişiler bulundukları yerde yumurtlar; daha sonra erginler kalabalık topluluklar halinde ölür ve bu defa da cesetleri hastalıklara yol açar.
Çekirgelere yapılan savaş çeşitli etmenlere bağlı olarak değişir: çekirge sürüsünün büyüklüğü, göç biçimi, sürüyü oluşturan bireylerin erişkin olup olmamaları vb. Günümüzde, yere konmuş çekirgelerin silindirle ezilmesi, gürültü yapılarak ya da yumurtaların yakılması ya da üzerine kaynar su dökülmesi gibi yöntemlerin yanı sıra çekirgeleri yok etmede böcek öldürücü ilaçlar da kullanılmaktadır.

Sınıflandırma

Üst familya:Tridactyloidea
  • Cylindrachaetidae
  • Ripipterygidae
  • Tridactylidae
Üst familya: Tetrigoidea
  • Tetrigidae
Üst familya: Eumastacoidea
  • Chorotypidae
  • Episactidae
  • Eumastacidae
  • Euschmidtiidae
  • Mastacideidae
  • Morabidae
  • Proscopiidae
  • Thericleidae
Üst familya: Pneumoroidea
  • Pneumoridae
Üst familya: Pyrgomorphoidea
  • Pyrgomorphidae
Üst familya: Acridoidea
  • Acrididae
  • Charilaidae
  • Dericorythidae
  • Lathiceridae
  • Lentulidae
  • Lithidiidae




  • Ommexechidae
  • Pamphagidae
  • Pyrgacrididae
  • Romaleidae
  • Tristiridae
Üst familya: Tanaoceroidea
  • Tanaoceridae
Üst familya: Trigonopterygoidea
  • Trigonopterygidae
  • Xyronotidae